2004-2020

20 Haziran 2004 Pazar gunu universite secme sinavindan ciktiktan sonra bir kus kadar hafif hissetmistim kendimi. Sonunda hangi soru cikar, hangi soru cikmaz hangisini ben yapabiliyorum hangisine daha cok calismam gerekiyor kaygilari tamamen bitmisti. Bir sure kac netin var asagi yukari kac puana denk geliyor, o puanla hangi okullari tercih edeceksin, ama sonunda hangi okul seni tercih edecek sorusunun cevabini beklemek kaliyordu ki ben o donem enteresan bir sekilde cok sakindim. Sonunda nereyi kazandigimi da ogrendim ve en azindan onumuzdeki 4 sene Istanbulda’ydim. Cok mutluydum. Istesem de istemesem de okuldan kim nereyi kazandi hemen duymustum. Sosyal medya olmamasina ragmen ne kadar hizli yayilan bir bilgiydi bu o donem. Ayse de benim kazandigim universiyeti kazanmis; iste bizim yollarimiz boyle kesisti. Bir kac gun icinde, ondan bir mesaj geldi. “Eger baska biriyle kalmayi dusunmuyorsan beraber kalalim mi?” yaziyordu mesajda. Cok isterim yazdim, bir araya geldik. Yurtta kalacaktik, planlarimizi yaptik. Universite sinavindan tam 3 ay sonra universiteye baslamak uzere Istanbul’a yola ciktik.


19 Eylul 2004 Pazar gunu ogleden sonra, Ayse ile yurt binasinin onunde annemle babami ugurlarken, hickirarak aglamakla, daha onceden bu kadar yogun yasamadigim ozgurluk hissi arasinda bocaladigimi dun gibi hatirliyorum. Sanki annemle babam arabayla yavas yavas uzaklasirken ben de o hizda buyudum. Yan gozle Ayse’ye baktim, guclu gorunuyordu, ben de anlik da olsa kendimi guclu hissetmeye zorladigimi hatirliyorum. Ayse, benim icin; o donem herseyi kolaylastiran kisi oldu. Universiteyi, Istanbul’u onsuz asla dusunemem ve dusunmek de istemem. Anilarimin onunla olmasi, o donem yasadigim her turlu duyguyu, zorlugu, eglenceyi onunla paylasmis olmak benim icin bir sans diyebilirim. O olmadan universite hayatim eksik olurmus meger. Iyi ki atmissin o mesaji.


Okumak icin bile olsa ailemden uzakta bir hayata baslama fikri heyecan verici oldugu kadar bilinmezlerle doluydu benim icin. Bugunlerden o gunlere bakinca kendimi cesur buluyorum. Su an ayni seylere cesaret edebilir miydim bilmiyorum. O donem ailemden ayri kalmayi siradan bir olaymis gibi degerlendiriyordum; yani universiteyi kazanacagiz ve okuyacagiz aileden ayri kalmak da bu isin bir parcasi diye dusunup olabildigince problem haline getirmemistim, iyi de yapmisim bu sayede bir meslek edindim, hayat kurabildim ancak simdi oglumun benden birgun bu sebeple ayrilacagini dusununce kalbimin ortasina kaya oturuyor. Zamanla roller degisince algilar degisiyor. Yani anne olunca anliyorum.


2010 yilinda universiteyi bitirdim ve Istanbul’da calismaya dolayisiyla da yasamaya devam ettim. O zaman erkek arkadasimdi simdi esim; kendimize keyifli bir hayat kurmustuk. Istanbul’da yasadigim surece orada olmaktan hep cok mutlu oldum. Istanbul’da olma fikrini hep cok sevdim. Ancak bir suredir devam eden: ulkedeki hosgorusuzluk seviyesinin gun be gun artmasi, her daim birinin bir diğerini otekilestirmesi, akabinde gezi parki ile cok talihsiz olaylar yasamis olmamiz sebebiyle karsimiza cikan durumu degerlendirdik. 2014 yilinda Dubai’ye tasinmaya karar verdik. Dubai’ye tasinmadan once orayi sadece 1 kere gormustum, turist gozuyle de cok begenmistim. Yasarken de, oradan tasindiktan sonra da bu fikrim hic degismedi.


3 yilin ardindan, 2017 yilinda esimin isi sebebiyle San Francisco’ya tasindik. SF’da havasi gibi deli dolu bir donem gecirdik diyebilirim. Hava gunesliyken birden inen sisle buz gibi olan soguk yaz gunleriyle, kisin firtinayla baslayan gunun birden gunesle yaza donmesi gibi gelgitli 2,5 sene. Dogrusu, Dubai’den sonra boyle bir havaya adapte olmakta cok gucluk cektim. Cunku yaz mevsimini seviyorum ve oyle suprizli havalardan cok hoslanmiyorum. Tisortle disari cikip, bir saat sonra kabanim nerede keske yanima alsaydim aliskanligina adapte olmakta zorlandim. Ama havasi ne olursa olsun, ben onunla ne kadar gecinemesem de benim icin - bizim icin her zaman ozel olacak SF. Cunku soguk bir yaz aksaminda orada anne oldum. Anne olmanin ne kadar cilgin bir duygu oldugunu bu cilgin sehirde ogrendim.


2019 Haziran ayinda 3 kisi olarak New York’a tasindik. Bir senedir New York’ta yasiyoruz.

Her tasinmamizda farkli sebepler, farkli oncelikler ve sorumluluklar oldu. Biri digerine asla benzemedi. Geriye dogru baktigimda en sorumsuz ve plansiz tasinmamizin Istanbul’dan Dubai’ye oldugunu dusunuyorum. Esimle ilk evimiz, yepyeni bir sehir, 12 ay yaz, cok da sorumlu olmak gerekmiyordu belki de. Bende en iz birakan ve dusununce kalbimin titredigi tasinma ise San Francisco’dan New York’a oldu ki SF’da oglumuzun evini birakmis gibi hissettim. Ancak; 16 yil once annemin babamin evindeki odamdan sonra ilk kez yurt odasinda uyudugum aksamdan beri, fiziksel olarak biraktigim seylerin bende yarattigi duygulari, evin bir odasindan diger odasina giderken bile tasidigimi hissediyorum. Yani bence hicbir duyguyu bir yerde birakamiyor insan. Nereye giderse gitsin beraberinde goturuyor.

Yasadigim 4 farkli sehirde olabildigim kadar orali olmaya calistim hala da calisiyorum. Benim icin bu durum cok emek istiyor. Zaman, sabir, yorulmamak, yilmamak defalarca denemek ozellikle son 6 yildir en cok ustunde durduklarimdan. Butun bu sureclerle ogrendigim ise bizim bunlarin karsiliginda ne aldigimiz? Oldugumuz yerde mutlu muyuz?


Bir sonraki yazida gorusmek uzere 😊

Eda

Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com