Berlin'deki Ilk Izlenimler

Her zaman yeni başlangıçlar heyecanlı olmuştur. 9 Ocak 2018 Salı günü de benim için aynı şekilde heyecanlı bir gündü.

İlk Günler

Berlin'e geldiğim ilk gün , eve yerleşme , alışveriş ve yakın çevreyi keşfetme şeklinde geçti. Ev sahibi ile buluştum ve Anmeldung (Başvuru) için gerekli olan, ev sahibi tarafından imzalı kira sözleşmesini aldım, bu belge yerleşim başvurusu için önemli bir belgedir, ev sahibinden almayı unutmayın.

İlk gün için tabii ki her ihtiyacın başı iletişimdir, hemen prepaid bir Alman hattı satın aldım, çünkü Türk hattı kullanmak çok mantıklı değil. Ancak hattımın açılması 2 gün sürdü, uluslararası bir şirket olmasına rağmen Ingilizce kaynağının olmaması , durumu daha da kötü hale getirdi, bu konuda Vodafone beklentileri karşılamadı diyebilirim.

İkinci gün, yeni iş yerime evrak teslimi ve bir kaç belge doldurmak için gitmem gerekti. şirket ikametgah (Anmeldung) için gerekli olan randevu alma işlemini yaptı, anlaşmalı oldukları bir ofis ile hemen ertesi haftaya ikametgah başvurusu için gerekli randevu almayı başardım.

Berlin'deki en büyük zorluk banka hesabı açtırmak. Neden önemli derseniz, online başvuru yapılan her işlem için bir banka hesabı açmanız gerekli. Tabii ki çalışmanın en temel sebebi olan, maaşınızı alabilmek için de bir banka hesabınız şart. Eğer normal şartlar ile bir banka hesabı açmak isterseniz minimum 2 haftanızı harcamak zorundasınız. Bürokrasi çok uzun, manuel, sıkıcı ve dijital değil. Bunun için size önerim Almanya da N26 bankasının dijital uygulaması ile bir banka hesabı açmanız. Yaklaşık 20 dakikada internet üzerinden adres ve Tax ID (Vergi numarası) belirtmeden hesap açabilir ve kullanabilirsiniz. Hesabınızın kartı da 1 hafta içinde size postalanmaktadır. Her yerde geçerli ve dijital yönetebiliyorsunuz. N26 hakkındaki detayli bilgileri linkteki yazimda bulabilirsiniz.


Şehir Hakkında

Berlin'e 1.5 yıl önce yaz ayında turist olarak gelmiş, bir hafta kalmıştım. O zaman Berlin bana eğlenceli ve farklı gelmişti. İnsanlar sokaklarda eğleniyor, dans ediyorlardı. Parklar harika ve insan doluydu. Herşey güzel gözüküyordu. Ancak kışın portre bunun tam tersi. Soğuk, sakin ve depresif , tabii ki ilk zamanlarda. Arkadaş edindikçe, yerel insanlardan mekanları öğrenmeye, hoşlanmaya ve Berlin'in diğer sıcak yüzünü görmeye başlıyorsunuz. Mevsimin kış olmasından sebep çok dış mekanlarda duramıyorsunuz ancak bu yine de keşfetmenize engel olmuyor.

Şehir hakkında ilk dikkatimi çeken konu, diğer Avrupa şehirlerine göre sokakların daha kirli olması, kaldırımlar çöp, sigara izmariti ve köpek pisliği dolu. İnsanlar çok kural takıntılı değil, ama tabii ki dikkatli; çünkü cezalar fazla. Bize öğretilen Alman disiplini Berlin'de yaşayanlarda yok. İnsanlar rahat ve zaman konusunda çok takıntılı değiller. Herkes Ingilizce'yi çok akıcı şekilde konuşabiliyor. İletişim hiç sorun olmadı. Herkes her konuda çok yardımsever ve sıcak kanlı.

Bir Türk olarak Ingilizce'ye bile ihtiyacınızın olmadığı mekanlar mevcut. Ebeveynlerim tek kelime yabancı dil konuşmadan 2 hafta boyunca her ihtiyaçlarını satın aldı ve her yeri gezdiler. Her yerde bir Türk ile karşılaşmanız kesin.

İş başı yapacağım 15 Ocak tarihine kadar geçen günler, soğuktan korunarak şehri tanıma, ihtiyaçları ve eksikleri tamamlama ve yeni işe hazırlık bazında bir kaç teknik konuya çalışmak şeklinde devam etti.

Beni en çok zorlayan ve hala da zorlamaya devam eden soğuk hava her konuda hareket alanınızı kısıtlamakta. Bulunduğum zaman içerisinde -17 dereceyi de görmüş bulunmaktayım, hava tek haneli derecelerde ilerlemekte, nasıl olduğu konusunun hayalini size bırakıyorum.

Her milletten insan görmeniz mümkün. Yerli Almanların dediği gibi, Berlin Almanya'ya ait olmayabilecek kadar yabancı insanı barındırmakta. Bir kıyaslama yaparsan Berlin şehirleşme, ulaşım gibi konularda yeni teknolojilerin kullanımı bakımından, İstanbul'un en az 10 yıl gerisinde kalmış bir şehir. Gerekmedikçe bir ürünü yenileme ihtiyacı görmüyorlar. Geri dönüşüme çok önem verdiklerini eklemem lazım. Dünyaya lüks araba satan bir ülkenin başkentinde kullanılan araçların çoğu eski. Savaş döneminden kalma hala çalışabilen araçları görmek baya şaşırtabiliyor insanı. İnsanlar moda ile çok ilgilenmiyorlar, yeni tarz kıyafet giyen sayısı çok az. Berlin vintage konusunda bir başkent olabilir, ikinci el mağazalar , yenilerden daha fazla ve daha çok ilgi görmekte. Şehirdeki insanların eskilere karşı aşırı bir ilgisi var. Eskilerin değerlendirilmesi ve geri dönüşüme çok önem veriliyor. Şehrin her yerinde belirli günlerde irili ufaklı bit pazarları kuruluyor. En ünlüsü pazar günleri açık olan Mauer Platz Flea Market.



Türkiye'deki gibi reklam levhalarına boğulmuş bir şehir değil, her köşesinde bir grafiti , resim, heykel yada özgün bir sanat eseri görebilirsiniz. Her bina farklı bir mimari ve kendine has dokusuna sahip. Bu şehirdeki en zor şey gideceğiniz mekanları seçmek ve bulmak olabilir. Reklam çok az , hatta mekanların bir çoğunun levhaları bile yok. Önünden geçseniz fark etmezsiniz ancak içeri girdiğinizde daha önce görmediğiniz benzersiz bir mekanla karşılaşıp ağzınız açık kalabilir. Beğeneceğiniz tip mekanları bulmak için uzun süredir. Berlin'de yaşamış birini bulmanızı tavsiye ederim. Burada bilgiler, iyi mekanlar eğlenceli ve güzel şeyler kulaktan kulağa yayılıyor. Bu tip konular ile ilgili bir kaç arkadaş edinmeniz çok faydalı.

Mekanlar, dükkanlar genelde Pazartesi- Cumartesi günleri arası 20:00 de kapanmakta, bar ve eğlence mekanları genelde gece yarısı 3:00'e kadar açık oluyor, yine de 7/24 açık, tekel tarzı marketler bulabiliyorsunuz.

Ancak Pazar günleri özellikle kışın, evinizde sevdiklerinize tam bir detox günü olabilir. Çünkü nerdeyse hiçbir mekan açık değil. Evde kendinizi dinlemek ve keyif yapmaktan başka şansınız kalmıyor. Şehirde sistem Pazar günleri zorla sizi dinlendirme şeklinde tasarlanmış. Bu da haftaya çok iyi başlamanızı sağlıyor.

Ulaşim Berlin'de ulaşım çok gelişmiş, dilediğiniz yere ulaşmak için yürümenize bile gerek kalmayacak şekilde ulaşım ağları tasarlanmış. Metro, otobüs ve tramvay toplu taşıma aracı olarak kullanılmaktadır. Berlin'de iyi tasarlanmış taşıma ağı sayesinde hiç bir yerin uzak olmadığını söyleyebiliriz . Berlin'in en uzak bölgesi toplu taşıma araçları ile 1 saat mesafede.

Google Maps yardımı ile tam dakikasında araçları takip edebiliyorsunuz. Bu konuda şehir gerçekten çok dakik. Her metro istasyonu ayrı bir enerji ve canlılığa sahip. Şehir oldukça güvenli gece yarısı endişe etmeden araçları kullanabilirsiniz.

Otobüs ve tramvaylar son model olmasa da güzel ve konforlular.

Metroların vagonları İstanbul'dakilere nazaran baya eski. Almanlar eskiyi tamir edip kullanmayı çok seviyorlar.

Metro ikiye ayrılmakta,

  • S- Bahn : Berlin'de daha çok yer üstünden kullanımı sağlayan, Deutsche Bahn’a bağlı çalışan metro hattıdır.

  • U- Bahn : Daha çok yer altında giden metro hattı.

Ulaşım biletleri tek yönlü 2.80 Euro ve her toplu taşımada geçerli. Durakların yanındaki kiosklardan kredi kartı yada nakit para ile alabilirsiniz. Günlük, haftalık ve aylık sınırsız kullanım izni veren biletlerde mevcut. Toplu taşıma araçlarının çalışma alanları A,B ve C bölgeleri şeklinde ayrılmış. Şehrin büyük kısmını A,B bölgesi kapsamakta, turistlik bir gezi planınız var ise bu bölge biletleri almanızı öneririm. C bölgesi ise Berlin'e yakın bölgeler. Bir not Schönefeld havaalanı 1 durak sebepli C bölgesi içindedir. Tegel havaalanı AB bölgesindedir.


Toplu taşıma alternatiflerini kullanma imkanlarınızda mevcut. Insanlar genelde bisiklet ile yaz kış ulaşımlarını sağlamaktalar. Kışın bisiklet kullanım oranı düşse de kullanan sayısı az değil.

Bazı start-up firmalarin girişimleri ile süreli bisiklet, scooter ve araba kiralamanızı sağlayan uygulamalar mevcut. Sokaklarda, yollarda bu araçlar ile karşılaşıp mobil uygulama üzerinden, gerekli belge ispatlarını yaptıktan sonra ücretini ödeyerek kullanmaya başlayabilirsiniz.

Alışveriş

Alışverişin konusunu detaylandırmak gerekirse, basit bir şekilde ikiye ayırabiliriz.

Türk Marketleri :

Türkiye'deki marketlerde satılan tüm ürünleri buradaki Türk marketlerinden sağlayabiliyorsunuz, diğer market ürünlerine göre biraz daha pahalı oluyor ancak, yoğurt, pirinç, kuru bakliyat, et gibi ülkemize has tatların aynısına sahip oluyorsunuz. Damak tadınızı çok fazla değişmesini istemezseniz Berlin bu konuda Türkler için çok uygun. Türk restoranlar için bu dediklerim geçerli değil. Berlin'de satılan Türk yemekleri, Türk yemeği değil, Türkleştirilmiş yemekler , Türkiye'deki et dönerler, kebaplar burada hayal :)

Bir kaç market ismi vermek gerekirse ; Bolu Gıda, Euro Gıda, Nazar Market, İstanbul Market

Türk Olmayan Marketler:

Türk olmayan market benim için ekmek, tatlı ve peynir cenneti. Peynirler harika, çeşit çeşit ve çok uygun. Türkiye'de çok para vermeniz gereken peynirlerin fiyatları burada uygun. Sebzeler biraz pahalı ancak etler, dondurulmuş ve hazır gıdalar uygun.

Aşağıdaki şekilde sırlayabilirim.

  • Pahali : Rewe, Edeka

  • Uygun: Aldi, Lidl

  • Ucuz: Netto, Penny

Bir güzel tarafı şehir vegan ve vejeteryanlara çok fazla seçenek sunuyor, her menüde ya da dükkanda veganlar düşünülmüş, onlar için de güzel yemekler mevcut. Veganlar için yaşaması kolay bir şehir.

Alışveriş Merkezleri

Alışveriş merkezleri Istanbul'dakiler kadar büyük değil. Zaten insanların alışveriş yeri gezmek gibi bir alışkanlıkları da çok olmadığını gördüm. Önemli olanları ekliyorum:


  • Alexa

  • Galeria

  • Berlin Mall

  • KaDeWe

  • Wilmersdorf Arcaden

  • Ikea

Şehir hakkında ilk izlenimlerim başlarda çok olumlu olmasa da yaşadıkça hoşuma gidiyor. Mevsimin kış, havanın soğuk olması ve benim soğuğa karşı dayanıksızlığım, izlenimlerim konusunda biraz kısır kalmama sebep olsa da, ich kann sagen, dass Berlin sehr schön ist :)

(Şunu söyleyebilirim ki, Berlin çok güzel )


İyilikle kalın.



Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com