Eksik Kalmak

Geçen gün bir arkadaşım ile konuşurken "eksik kalmak" ile ilgili farkındalık yaşadım ve bu hafta bu konu üzerine yazmaya karar verdim. Nedir bu "eksik kalmak" baştan başlayalım.

Her orta direk Türk ailesinin küçük çocuğu olarak bütün öğrenim hayatımı bolca ders çalışmaya, okuyup adam olmaya adadım. Ailede hepimizin bir sorumluluğu vardı ve kuşkusuz bizimkisi ders çalışmaktı. Annem güzel yemekleri ile bizleri doyuruyor, evin bütün sorumluluklarını hiç şikayetsiz yerine getiriyordu. Her kültürde anneler fedakardır ama bizim annelerin fedakarlıkları bence tartışılmaz. Neyse, ben karışmak istesem bile kıyamadığı evladına en az sorumluluğu veriyordu. Bundan dolayı; üniversiteye kadar ne yemek yapmakta, ne ev temizliğinde ne de ev idaresinde kendimi geliştirebildim.

Üniversite için aile yanını ilk terk ettiğimde gerçekle yüzleştim. Buna benim için birinci milad diyelim. Doğru düzgün yemek yapmasını bilmiyorum ve ev sorumluluğu ile ilgili pek bir fikrim yok açıkçası. Evdeki durumlar böyleyken kuaföre haftada en az 1 kere gidiyorum. Bunun manikürü var, pedikürü var, saçı var, başı var, ağdası var, var oğlu var. Hani evde kendim yapayım, hem maliyetlerimi düşüreyim hem pratik olayım yok. O farkındalık yok!

Evde bir alet bozuldu mesela. Naparsınız? Teknik servisi ararsınız. Neticesinde bizim gibi konunun uzmanı olmayan insanların yapacağı 2-3 basit durum var. Aç-kapa, fişi çek, geri tak olmazsa servisi ara.

Hele bir de gömleğin düğmesi mi koptu, kaban mı kirlendi. Kaçarı yok terzinin yolu gözüktü. Neden? Kendime ne dikiş, ne de narin parçaları temizleme konusunda güveniyorum o sıralar. Hazır dışarıda kusursuz yapıyorlar, o riski almaya değmez olarak bakıyorum olaya.

Gel zaman git zaman yemek yapma kısmı ve ev idaresi olayını çözdüm. Kuaför olayını iki haftaya ya da ayda bire düşürdüm. Diğer konular ise ne uzadı ne kısaldı. Neyse üniversite bitti, iş hayatına girildi, doğru eş bulundu, evlenildi ve yurtdışına taşınmaya karar verildi.

Buna da benim ikinci miladım diyelim. Yurtdışında yemek yapmak diğerlerine göre en basitiydi çünkü hem üniversitedeyken olayı çözmüştüm hem de yabancılar yemek yapma olayına o kadar uzaklar ki marketler tam bir cennet. Yıkanmış ıspanak, doğranmış soğan ve tabii ki hazır yemekler. Yemek ve ev idaresine tamam işaretini çaktık.

Peki, kuaför, teknik eşya arızası, terzi ve kuru temizleme noldu? İşte geçen arkadaşımla olan konuşmada yaşadığım farkındalık da buydu. En temel bilinmesi gereken şeyleri bilmiyoruz ve eksik kalıyoruz!

Bunun üzerine düşündüğümde ve yurtdışı ile kıyasladığımda; asıl nedeni, işçilik maliyetlerinin Türkiye'de düşük olmasına ve yapacak kişinin fazla olmasına bağladım. Türkiye'ye göre kıyasla burada en değerli işlerden biri de işçilik üzerine olanlar. Araba tamirciliği, duvar ya da inşaat ustalığı, teknik servislik, terzilik, kuaförlük gibi. Mesela; bir teknik servis işinin yapılması için çok makul de fiyat alabilirsiniz, çok fahiş de. Bunun yanında, çoğu yapılan işin sonunda Türkiye'de yapılan o kaliteli işçiliğin de yakınından geçemezsiniz. Mesela; bizim şu an oturduğumuz evin içi bizden önce yapılmış, duvarlar kırılmış, parkeler değiştirilmiş fakat zemin de duvar da yamuk. Buna bizim oralarda rastlayamazsınız. İmkansız.

Başka nedenlerini düşündüğümde de; katılırsınız ya da katılmazsınız, Türkiye'de bu durumun sosyal statü göstergesi gibi algılandığına da kanaat getirdim. Özellikle; kuaföre gitmek, çoğunlukla dışarıda yemek yemek bizim ülkemizde maddi durumun bir göstergesi değil mi? Ayrıca her yabancının lise çağında yazın yandaki bakkalda ya da markette çalıştığını bildiğimiz halde neden biz yapamadık ve hala da yapmıyoruz?

Yazımın yavaş yavaş sonuna gelirken hayatımda bana ikinci büyük farkındalığı yaşatan yurtdışında, teknik servis çağırmadan çamaşır makinasında ne olabileceğini youtube'den video izleyerek öğrendik. Gider borusunu tıkayan bir durumu eşimle beraber çözerek sorunu servis çağırmadan hallettik. Kuaföre minimum ihtiyaç duyarak kendi şaçıma fön çekmesini, manikürümü yapmasını ve diğer ihtiyaçlarımı gidermesini az çok öğrendim. Şu an oje almanın ve bitirmenin büyük hazzını yaşıyorum.Hassas ve narin kıyafetlerin nasıl çöp edilmeden yıkanabileceğini ve benim için en kabusu olan kendi söküğünü dikmenin korkulacak birşey olmadığını gördüm. Ve inanın bunların hepsini yaparken çok keyif aldım. Bütün hikaye; belki zorlu geçecek bir sürecin fitilinin ateşlenmesi ile koskocaman bir başarıya dönüştü diyebilirim.

Şunu eklemek isterim ki, eksik kalmak ile ilgili düşüncelerim tabii ki meclisten dışarı. Siz o şekilde olmayabilirsiniz, bu deneyimi yaşamamış da olabilirsiniz fakat benim gibi hissedenlerin de aramızda olduğuna eminim.

Eğer konu ile ilgili eklemek istediğiniz başka düşünceleriniz ya da yorumlarınız varsa lütfen yazının altına eklemeyi unutmayın.


Sürçi lisan ettiysek affola!

Sevgiler,

Tuba

Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com