Hic Beklemediginiz Anda

Ilk Dag Yuruyusu

Surekli pozitif olmak da bir yere kadar diye dusunuyorum. Insan uzuntulerini, ozlemlerini, pismanliklarini, duygusal tikanikliklarini geldigi gibi karsilamali ve bosaltacak bir yol bulmali. Sadece negatif duygulari da degil, bazen pozitif gibi gorunen ama asiri yasanan duygulari da bir birakmak gerekebilir. Cunku o pozitif gibi gorunen asiri mutluluk hali aslinda alttan alta bir birakma ihtiyacinin habercisi olabilir. O zamana kadar ben bu birakma halini; bireysel gelisim kitaplari, egitimleri ve yogada bulmustum. O haftasonu da dagin tepesinde :)

Iki hafta gecmisti. Bircok acil is tamamlandiktan sonra havanin tadini cikarmaya geldi sira. Tarih 30 Mayis, 2015. Hava henuz butun gun denize girip, kumsalda uzanacak kadar sicak degil, ama sicak. Kanada ile ilgili dogru bilinen yanlislar, daha dogrusu Vancouver ile ilgili dogru bilinen yanlislar var. Buraya tasinma karari almadan once Avusturalya, Ingiltere, Kalirforniya’yi da arastirdigimizi yazmistim. Aradigimiz dort mevsimi de yasayan ama mutlaka yaz olan bir yerdi. Cografik olarak cok uzak oldugundan midir nedir, Turkiye’de yasayanlar Kanada’yi sadece karlar ulkesi olan, insanlarin ortalama -40 derecede yasadigi bir ulke zannediyor. Hakli olunan bolgeler var fakat butun ulkeyi boyle etiketlemek dogru degil.

Mesela ilk geldigimiz sene 16 Mayis’tan Eylul ayinin ortasina kadar cok az yagmur yagdi ve neredeyse 4 ay dolu dolu yaz yasadik. Hatta bu anlatacagim Stawamus Chief denilen dag yuruyusunu yaptigimiz 30 Mayis’ta da hava oldukca sicakti ve 25-30 derece arasiydi.

Buraya ulasabilmek icin Sea to Sky otobanini kullanmaniz gerekiyor. Britanya Kolombiyasinin bati kiyisindan kuzeye dogru giden tek otoban zaten. Yol boyunca manzara muhtesem. Dagin zirvesindeki manzaradan oturu cok populer bir yuruyusmus ve de oldukca zorlu. Zorluk derecesi o zaman kadar yapmis oldugunuz fiziksel aktivitelere ve bedeninizin durumuna gore degisir tabi. Biz kendimize cok guvenmistik :)

Yuruyuse basladik. Biraz egim, biraz merdivenler, bir de muhtesem manzara ile ilerliyorduk. O anlardan bi ani:

Oldukca rahatti bu rota yahu, keyifle ilerlemeye devam ettik. E tabi zaman zaman bazi kayalara ve tirmanma icin halatlara denk geldik:

Hava cok sicakti, ic ic suyumuz bitti. Keske daha fazla su alsaydik darken (cunku inis-cikis 6 saat surecek bir yuruyustu) onumuze him girip ferahlayacagimiz hem de icecegimiz minik bir selale cikti.

Kupumuzu doldurup yolda devam… Artik ormandan cikip kayaliklara, ve zirveye gitgide yaklasiyorduk. Bu tip gunu birlik dag yuruyuslerine mutlaka biriyle gitmek lazim. Yalniz gidiyorsaniz bile mutlaka birileri o gun bunu yapacaginizi bilmeli. Belli bir zaman sonra size ulasamazlarsa, yardim istemeli. Bu benim pimpirikligim degil valla, baslamadan once uyari tabelalarinda bile bunlar yaziyordu. Yaniniza mutlaka yeteri kadar sivi ve yiyecek alin, sapka takin, ozel yuruyus ayakkabisi giyin. Asla terlikle bunu yapmayin! (Yapanlar vardi ve iniste cok zorlandilar.) Benim her zorlandigim anda bu gulec yuzlu tatli adam gulumsemesiyle destek oldu:

Haydi yola devam. Bir iki saat daha gule oynaya yurudukten sonra zirveye vardik. Manzara nefes kesiciydi. Cok ekren yola cikamadigimiz icin tam ogleden sonra sicak vurdugunda tepeye varmistik. Attim kendimi yamaca, boylu boyunca uzandim, gunesi, temiz havayi cigerlerime cektim.

Bu arada yukseklik korkum oldugunu da burada anladim. Cok sorun etmedim. Bir bakin ama fotografa bu kadar yuksekte olmaktan kim korkmaz! Evimi , ailemi, yurdumu birakmisim, Kanada’lara gelmisim, kendimi daglara taslara vurmusum, zirvede gibi hissediyorum ama ta ki inise gecene dek :)

Burada bir sure zaman gecirdik, etrafimizdakilerle sohbet ettik, sandviclerimizi yedik, manzarayi doya doya seyrettik ve karanliga kalmamak icin inise gecelim dedik. Hos karanliga kalmak oldukca zor. O tarihlerde neredeyse aksam 21.00-21.30 da aksam oluyordu. Saatte sanirim 16.00-17.00 falandi.

Ama bunlari paylasmadan inisi anlatmak istemiyorum. Kanada ve ozellikle Vancouver cok ozel bir sehir. Aslinda cok anlatip da nufus patlamasi yaratmak istemem ama :) dunya gozuyle burayi bir gelin gorun isterim. Ozellikle Mayis-Eylul aylari arasinda gelmeniz tavsiye ederim disarida cok zaman gecirebilirsiniz ve gezip gorecek cok sey var. Vancouver, ulkenin en guneyinde, tam Amerika sinirinda. En guneyde oldugu icin iklimi en iliman yer. Bunda bati kiyisinda olmasinin buyuk onemi var. Dogunun en guneyindeki sehirler boyle degilmis. Henuz gitmedim ama gidince yazarim. Ayrica da sehrinde hemen kuzeyinde baslayan ve kilometrelerce uzanan kuzey daglari buranin iliman iklimine buyuk katki sagliyor. Antalya gibi bir sehir dusunun, Kuzey Daglari da Toroslar. Denizden gelen iliman hava, daglara carpip donuyor ve o ilimanlik sehirde kaliyor. Minik bir cografik bilgi. Gerci yagmur yagiyor mu yagiyor. Ama abartildigi kadar degil. Ben Kdz.Eregli’de dogup buyudum ve kisin gri,yagisli havaya cok alisigim. Buranin griligi de beni simdiye kadar rahatsiz etmedi.

Gelelim inise. Sicagin etkisinden mi yoksa benim iki haftadir icimde tuttuklarimi bosaltma ihtiyacimdan midir bilinmez (!) ayakkabilarimin alti kaymaya basladi. Tirmanirken beden agirliginizi farkli kullaniyorsunuz ve odaginizda hep bir yere ulasmak var. Ayrica tirmanirken surekli geriye bakip ne kadar yol kat ettiginizi pek onemsemiyorsunuz. Keske onemsesek, arada kendimizi takdir etsek, bunu da illa birilerinden beklemesek…

Birden durdum, oturdum kayalara ve hickira hickira aglamaya basladim. Anneme agladim, olmus olan babama agladim. Kardeslerime agladim, gitme diye gozumun icinde bakan, minnacik elleri avuclarimda kaybolan yegenlerime agladim. “Bizi de gotur” dediklerinde soyledigim yalanlara agladim. Meslegime agladim, cok emek vermistim. Ben hep cok caliskan, hep birince, hem sorumluydum. Kendime etiketledigim butun sorumluluklarima agladim. Mor renkli odama agladim, Istanbul’a agladim. Sifirdan baslamanin sarsici etkisine agladim. Yeni bir ulkese bir hic olmaya agladim. Zaman zaman gidip gorsem de, kimseyle bagimin eskisi gibi olamayacagina agladim. Bundan sonra hep “arada” yasamaya agladim. Turk olmanin gururunu damarlarimda hissedip, bundan kacmaya agladim. Alistigim lezzetlerin goruntusunu bulsam da, tadini bulamamaya agladim. 20’li yaslarin gidisine agladim. Gecmisin alisilmisliklarina, gelecegin bilinmezligine agladim…

Bu buyuk kaya parcasi goz yaslarimi emdi kuruttu. Ama gucunu de bana hissettirdi. Gozlerimi actim, gokyuzunun mavisini, havanin keskinligini icime cektim. Bu kadar dramanin icinde hala beni hosca karsilayan bir suru guzellik vardi. Olani gorerek, kalktim ve inise gectim. Inmek kaybetmek ya da yenilmek degildir. Ayni yolu daha once ciktigin icin tecrubeyle ve guvenle “donmek” demektir. Vancouver simdi gercekten evim olmustu.

Sevgiyle,

Ayse

Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com