Hosgeldim, Hosgeldik

Tanıyan var, tanımayan var, hatta tanıyıp da tanımayanlar var diyerek ilk yazımda biraz kendimden, biraz da blogun içeriğinden bahsetmeye karar verdim.

Çocukluğum, Batı Karadeniz’in en tatlı sahil kasabalarından biri olan Karadeniz Ereğli’de geçti. Herkesin birbirini tanıdığı, en uzak noktasının yarım saat uzaklıkta olduğu, gidilecek yerlerin az olmasından kaynaklı sohbetin ve arkadaşlıkların bol olduğu bir yerdir. Ereğlililer olarak Türkiye’nin hatta dünyanın dört bir yanına dağıldığımızdan mutlaka bir Ereğlili ile karşılaşmışsınızdır diye düşünüyorum.

Daha sonra üniversite derken İstanbul’a taşındım. Hayatımın ilk ve en önemli sınavlarından birini verdim diyebilirim. Metropole taşınmıştım ve ilkokuldan liseye kadar beraber olduğum arkadaşlarımdan ve bildik çevremden farklı bir ortama gelmiştim. Sonuç olarak; adaptasyon sürecimi tamamladım ve alnımın akıyla Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinden mezun oldum.

Üniversiteden sonra İstanbul’da kaldım ve çeşitli şirketlerin IT departmanlarında proje yönetimi üzerine çalışmaya başladım. Kariyer basamaklarını yavaş yavaş tırmanırken hayatımdaki en büyük şansım dediğim eşimle tanıştım. Ben firmaya geldiğimde kendisi 8 senedir aynı şirkette çalışmaktaydı. Benim şirkete gelişim ise başlı başına bir tesadüf. Ortak bir arkadaşımızın özgeçmişimi eşime iletmesi ile başlamış her şey. Şimdi bu kader değil de nedir?!

Neticesinde artık eğitimler bitmiş, konfor alanımızdan çoktan çıkmış ve önceliklerimizi değiştirmiştik. Her İstanbullu gibi biz de kendimiz için daha iyi neler yapabiliriz, hayat kalitemizi nasıl değiştirebiliriz gibi sorgulamalar içerisine girdik. Eşimle beraber; 2015 sonlarında, nereden duyduğumuzu asla hatırlayamadığımız ve 2016 yılı başlarında kafamızda somutlaşmaya başlayan Ankara Anlaşması sürecinin içerisine hızlıca daldık. Ankara Anlaşması sürecine başladığımız ilk andan itibaren neredeyse bütün araştırmamızı internet üzerinden gerçek kişilerin tecrübelerini okuyarak yaptık. Okuduğumuz tüm bu bloglar bize güç verdi ve en önemlisi amacımıza inanmamız gerektiğini gösterdi. Sonuç olarak; 2016’ya 1 nişan, 2 düğün, 3 haftalık balayı ve 1 aylık veda süresi sığdırarak, 24 Kasım’da birer valiz ile Londra’ya uçtuk.

Londra’da evimize yerleştikten sonra içinde bulunduğumuz süreci konuşmak, gelecek kaygılarımı paylaşmak ve en önemlisi tanıdık, bildik bir ortak aramaya başladım. Hiç düşünmeden Dubai’den yeni San Francisco’ya taşınan çocukluk arkadaşım Eda’ya yazdım. Eda bu dokunuşa Vancouver’da yaşayan gene çocukluk arkadaşım olan Ayşe’yi ekledi ve sonuç olarak bu şahane blog fikri ortaya çıktı.

Blogun temel amacı, yaşadığımız şehirlerin lokal hayatını sizlerle paylaşmak. Özellikle, “yurtdışına nasıl taşındık”, “hangi zorluklar ile karşılaştık” gibi merak edilen konulara değinmeyi planlıyoruz. Ben yazılarımda Ankara Anlaşması sürecinden sıklıkla bahsediyor olacağım ki bu süreçle ilgili oldukça soru alıyorum. Bunun yanında bazen gittiğimiz başka ülkeler ya da başka şehirler ile ilgili de yazılar bulabileceksiniz. Blogun gelişmesi ve daha faydalı olabilmesi için yorumlarınızı ve beğenilerinizi lütfen bizlerle paylaşmayı unutmayın.

İstedim ki; ilk yazı biraz beni, biraz bizi anlatsın ve biraz da ısınma turu olsun. Umarım blogdaki yazılardan en az bizim kadar keyif alır ve kendiniz için bir şeyler bulabilirsiniz. Sevgiyle ve sağlıkla kalın!

Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com