Tek Yon Bilet

Üç sene önce eşim ile ilk görüşmemizde ikimizin de yurtdışında yaşamak istediğini konuşmuştuk fakat ikimizde iş hayatına atılmış, belli kariyer planları yapmış ve bir türlü gitmeye cesaret edememiştik.

Seneler içerisinde yurtdışında yaşama, o tecrübeyi edinme isteği, evden işe işten eve, haftasonları aynı aktiviteler ile geçen fanus hayatın verdiği amaçsızlık, insanların kabalığı, şehrin sıkışıklığı, zamansızlıktan yakınma, sürekli şikayet etme ama bir türlü hiçbir şeyi değiştirememe ve tabii ki ülkenin her an moralleri bozan olaylar silsilesi içinde kalması yurtdışında yaşama isteğimizi arttırdı. Açık konuşmak gerekirse, üniversite için koşarak geldiğim İstanbul benim için Stockholm sendromuna dönüşmüştü.

Öncelikle kendi mesleğimizle ilgili neler yapabileceğimizi ve hangi ülkelerde yaşayabileceğimizi araştırmaya başladık. Şartları, kuralları inceledik, giden, gitmeyi düşünen tanıdıklarımız ile görüştük. Ülkemizin malesef diğer ülkelerle kolayca gidilebilecek bir çalışma izni anlaşması yoktu. Burada aslında bahsettiğim Avrupa birliği vatandaşlarının avrupa birliğine ait her ülkede yasal çalışma hakkına sahip olması. TC hariç bir ülke vatandaşlığınız yoksa şirketlerin size sponsor olması ve sizi o ülkeye getirmek için gerekli kuralları yerine getirmesi gerekmektedir. Bu durum şirketler için çalışma hakkına sahip olan diğer ülke vatandaşlarına göre, maddi kayıplara aynı zamanda vakit kaybına sebep olmakta ve böylece şirket, size sponsor olmayı tekrar düşünmek zorunda kalmaktadır. İşin özeti, bizim ülkemize gelip yasal olarak çalışmak da bizim diğer ülkelerde yasalca çalışmamız da pek kolay değil. Peki, ülkeden bu kadar yurtdışına göç nasıl arttı sorusu aklınıza gelmiş olabilir. Sponsorluk almak zor dedim ama imkansız demedim. Sponsor alarak giden ya da bizim de çevremizden duyduğumuz, IT sektörü içinde oldukça uygun olan, son zamanların en popüler seçeneklerinden biri olan Ankara Anlaşması ile şansını arttırmaya çalışan insanlar var.

Ankara anlaşması sürecinde eşimin hakkını yiyemem büyük bir gayret ve en önemlisi kararlılık gösterdi. Bu süreç öncelikle kendime ve kendimin yapabileceklerine güvenmemi, eşim ile ne kadar bir olabildiğimizi ve birbirimize ne kadar güvendiğimizi bizlere kanıtladı.

Şubat 2016’da somut ilk adımı attık. Ankara Anlaşması sürecinde bize yardımcı olabilecek danışmanlık firması ile görüşmeye gittik. Firma oldukça profesyonel ve özellikle Ankara Anlaşması konusunda tecrübeliydi. Sonuç olarak yapılacak adımları beraber belirledikten sonra anlaşmaya başvurmadan önce evlenmeye karar verdik :)

Eylül ayında gerçekleşen düğünümüz sonrasında başvuru için istenilen evrakları toplama sürecimiz yaklaşık 1,5 ay sürdü. Danışmanlık almak bu süreçte tabii ki şart değil. Bütçeye göre farklılık gösterecektir fakat biz almaya karar verdik. Ankara anlaşmasına başvuru sırasında topladığımız evrakların yanında, gidilecek ülkede hangi alanda, nasıl bir iş kurulacağı ile ilgili İş Planı (Business Plan) dokümanını da veriyorsunuz. Başvuruda vereceğimiz evraklar içerisindeki en önemli ve en kritik doküman bu. İngiltere’de kurulacak olan şirketimizin iş planının oluşturulması, market araştırmasının yapılması, bizim yapmayı planladığımız işin İngiltere pazarındaki durumu, ilk sene tahminen ne kadarlık ciro yapabileceğimiz, gene tahminen ilk sene hangi aylarda yaklaşık ne kadar fatura kesebileceğimiz gibi tecrübe gerektiren bilgiler konusunda bize yardımcı oldular. Bunun yanında vizenizin çıkması halinde İngiltere’de ilk etapta yapılması gerekenler konusunda (muhasebeci, şirket kurma, avukat gibi konularda) danışmanlık verdiler.

Sonuç olarak 14 Ekim Cuma günü Şişli Profilo alışveriş merkezindeki ofise başvurumuzu gerçekleştirdik. Forumlardan okuduğumuz kadarıyla 2 ile 4 hafta içerisinde sonuçların geldiği yazıyordu. Bekleme aşamasının bizim için ne kadar zor geçtiğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Ya 1 ay içerisinde hayatımız acayip bir şekilde değişecek ya da aynı döngünün içinde debelenmeye devam edecektik.

Güzel haber 31 Ekim Pazartesi günü saat 10’da geldi. Öncelikle başvurunun sonuçlandığı ile ilgili bir mail aldık. İkimizde bulunduğumuz yerlerden cıkıp, ortak bir yerde buluşup Profilo alışveriş merkezinin yolunu tuttuk. Eşimle beraber konuştuğumuz gibi zarflarımızı aldık ve kendimize sessiz sakin bir köşe seçtik. Ben zarfları açacaktım, o da kameraya çekecekti. Aynen de böyle oldu. 1 senelik vizelerimiz çıkmıştı. 18 Kasım tarihinden itibaren 1 aylık çalışma vizemiz pasaportta basılıydı 🙂 Oturum kartımızın 25 Kasım’da Londra’da seçmiş olduğumuz postahanede olacağı da mektupta yazıyordu.

24 Kasım Öğretmenler günü sabah 08.40 uçağına TEK YÖN biletlerimizi aldık ve aile ziyaretlerine, arkadaş vedalarına başladık.

Londra’daki ilk günlerde görüşmek üzere…

Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com