Uzaklarda Dostluklar

Bu hafta icin ne yazayim diye dusunurken, konu kendi kendine beni buldu. Yurtdisina tasinma seruvenlerimizle ilgili bircok detaya deginirken, en onemli degisimlerden birini atladigimi farkettim. Dostluklar, arkadasliklar, sosyal hayat…Bunlar cok buyuk basliklar, bu yazida Vancouver’daki kurdugum dostlugun genel olarak hayatimdaki iliski kurma sekline etkisini paylasacagim.

Vancouver, cok fazla Turk’un yasadigi bir sehir degil(di). En azindan 3.5 sene once degildi. Sokaklarda Turkce konusulduguna hic rastlamiyordum. Fakat son 1 yildir, ne zaman sehir merkezine insem, kulagim Turkce konusmalar isitiyor. Cok mutlu oluyorum, ayni zamanda da herkesin ulkeden gitme istegi derinlerde icimi yakiyor. Buralarda bir amac icin bulundugumuzu kendime hatirlatiyor ve duygusala baglamadan bu kismi geciyorum.

Evet, Turk nufusu gitgide Vancouver’da artiyor ama yine de bir Londra’ya, New York’a, Los Angeles’a gore cok cok daha az bir kesim buraya tasiniyor. Bunlardan en oncelikli sebebi de Kanada ile ilgili dogru bilinen yanlislar. Bunu ayri bir yazi konusu yapacagim kisaca havaya degineyim. Karlar ulkesi oldugu, havanin hep -30 derecelerde gezdigi gibi. Bunlar ulkenin orta ve kuzey kesimleri icin dogru olabilir ama Vancouver icin degil. Vancouver’in mevsimleri 3.5 yildir gozlemledigim kadariyla Istanbul ile hemen hemen ayni gidiyor belki biraz daha yagisli kis geciyor diyebilirim. Ben Istanbul’da 20 derecede guneslenecegimi hic sanmam, serin hissettirir. Ama burada gunes altindaki 18 dereceyi 28 derece gibi hissedersiniz. Gunes isinlarinin gelis acisi midir bilmiyorum ama, cok daha kuvvetli hissediliyor. Bu Mayis ayinda Vancouver tarihindeki en kurak ve sicak donemini yasamis, ne yazik ki kuresel isinmanin uzucu sonucu.

Donelim konumuza, Vancouver kesfedilmeye baslandikca Turk nufusu da hizla artiyor tabi. Iyi de oluyor. Bu kadar uzaklarda Turkleri bulup, kendi dilinde dostluklar kurabilmek cok guzel. Benim dostluklarim kurulurken, yine biraz sansim yaver gitti diyelim. Benim ve Berkay’in liseden arkadasi, kisa sureli bir egitim icin buraya geldi ve bizi cok guzel insanlarla tanistirdi. Dunyanin bir ucunda, kafa denginiz, ayni jenerasyondan, benzer seylerden hoslanan insanlari bulmak cok da kolay olmuyor. O onun arkadasi, bu bunun arkadasi derken tatli bir grubumuz oldu.

Bu arkadaslik, hatta dostluk olusumum icinde tabi kendimle ilgili cok fazla cikarimim ve saskinligim da beraberinde geldi. Bu arkadas grubumla yakin olmaya basladikca surekli orta okul ve lisedeki eski kiz arkadas gruplarimla ilgili ruyalar gormeye basladim. Ama surekli… neredeyse haftada birkac defa. Zihnim hep bir olay cozuyor, arada surekli bir anlasmazlik var ve ben kendimi arada kalmis hissediyorum. Ruyalarimda olaylar degisiyor fakat uyandigim his hep ayni. Ne dusunup, ne hissettigimi acikca soyleyemiyorum, icimde tuttukca kiziyorum ve kizginligim zaman icinde ofkeye donusuyor.

Bunu Turkiye’de de, burada da farkli insanlarla defalarca yasadim. Gercekten kirilma noktami ise gecen hafta buradaki yakin oldugum insanlardan birinin bulusma teklifiyle yasadim. Hayatta kiminle ne yasiyor olursaniz olun, iletisiminizde durustluk ve samimiyet yoksa cok kisa surede hersey daha da karmasiklasiyor ve icinden cikilmaz bir hal aliyor.

Adimi yine ben atmadim, o atti. Ben genelde birseylerin kotu gittigini hissedince, ya da yanlis anlasilmalar oldugunu anlayinca, ilk adimi atan pek olamiyorum. Bunu fark ettim. Yalniz gorusmeyi o istedi, ve iyi ki de istedi. Icimizde daha da buyuyup bizi birbirimizden koparacak ufacik konulari dile getirdik de, ben de boylece kendi arkadaslik kaliplarimdan birini kirdim.

O anlarda bunu duzgunce yapabilmenin bir sanati var tabi, iste burasi biraz ilgi, egitim gerektiriyor. Ikimiz de profesyonel olarak bunu mesleki anlamda icra etmesek de, ilgi alanlarimiz ve okuyup kendimizi gelistirmeye calistigimiz alanlar bu yonde. Ben her ne kadar buraya tasinmadan once bir sene boyunca her haftasonu bireysel gelisim egitimlerinde ter dokmus olsam da, gercek egitim hayatin icinde, ailenin icinde, uzaklarda dostluklarin icinde sakli.

Bazen 30 yillik kardeslerinizin size gosteremedigini, 2.5 senedir tanidiginiz kisiler gosteriyor. O yeni iliski, donup eskisini iyilestiriyor. Neyin nerden baslayip, neye baglandiginin bir onemi yok. Onemli olan sen dune gore daha saglikli iletisim kurabiliyor musun, bu! En onemli seylerden bir digeri de etrafinda seni kendinle kiyaslayan insanlar olmasi. Demek istedigim: ‘Ayse, ben seninle bu konu hakkinda konusmakta cok zorlaniyordum, ama artik zorlanmiyorum.’ Ya da ‘Bunu, bu kadar anlayisla karsiladigin icin tesekkur ederim.’ gibi degisimleri gozlemlemek.

Ve en onemlisi adim atmak! Arkadasliga, dostluga emek vermek. Agzindan cikacak sozu sadece kendi yasadiklarini goz onunda tutarak, karsiya duygunu puskurtup rahatlamak degil de; aksine soyleyeceklerinin ikiniz icin de bir faydasi olup olmadigini tarttiktan sonra konusmak.

Umuyorum bunlarin hayatinizda bir karsiligi vardir, ve guclenmeye ihtiyac duydugunuz iliskilerinizde size cesaret verir, isik tutar.


Sevgiyle kalin,

Ayse

Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com