Yogamin Vancouver'a Yolculugu

Ne diyorduk, Chris Chavez! Kimdir, neyin nesidir bu adam. Nasil Turkiye’ye yolu dusmus,neden Turkiye, bu hafta cok kisa onun hikayesinden bahsetmek ve yogamin Turkiye’den Vancouver’a uzanisini paylasmak istiyorum. Cunku bu hikaye Kanada’da lokallesiyor olmamin buyuk bir parcasi.

Chris aslinda muzisyen. Gitar caliyor, sarki soyluyor, dunyayi geziyormus yoga ile ilk tanistiginda. Irlanda’da konserler verdigi bir turdayken, bir arkadasi ona 4-5 tane yoga hareketi gostermis. Rahatlasin, deneyimlesin, sahne stresini azaltsin diye. O, bu birkac pozda kendini gelistirmis ve etkilerini gozlemledikce muthis bir ilham almis ve bunlari etrafindaki herkesle paylasmaya baslamis. Tabiki bununla kisitli kalmamis, keskefftikce daha da arastirmis, okumus ve bir daha hic birakmamis.

Sonraki yillarda Turkiye’de verdikleri bir konserde, esi Ozlem ile tanisiyor ve bu sekilde Turkiye ile bagi gucleniyor. Onu bulmamizin ve hayatimizi degistirmede etken olmasinin temel sebebi ask yani…ne guzel.

Kisa surede yogada hizla ilerlemis. Yillar icinde cok guclu bir ev pratigi gelistirmis. Benim gozumden birinin pratiginin guclu olup olmadigini anlama sekli sudur: cok zor hareketleri bile ne kadar yumusak ve kolay gibi hissettirdigi ve o pozlar icindeki duygusunu nasil yansittigi. Chris, bir bacagini kafasinin arkasina koyar ve bu sekilde ellerinin uzerinde durur ve yurur. Ona bakarken sen hemen kalkip yapiverecek gibi hissedersin. Yuzunde hep gozleri isil isil gulen bir erkek cocugu ifadesi vardir. Tavri ve yaydigi duygu neseli, eglenceli, davetkar ve destekleyicidir. Bence bunlar ayni zamanda onun hoca olarak da en buyuk ozellikleri. Yoga sadece agir ve aci duygularin ortaya ciktigi bir an degil, o ayni zamanda ruhu senlendirici bir deneyim.

Dusunun ki bu adamin isiginda iki yil gecirdim ve bir yili hem hocalik egitiminde ogrencisi olarak hem de studyosu icin calismakti. Ic dunyamda Agaoglu’ndan Kale Grubu’na, mimarliktan yogaya gecisim cok cok calkantili olmustu. Hala geriye donup baktigimda inanamiyorum ama yoga studyosunda calismam konusunda bana en buyuk destegi annem vermisti. Halbuki ayni kadin lisede meslek secimi yaparken hayatta okumaya deger sadece 5 meslek oldugunu savunmus bunlar disinda yapilacak her secimin bos olduguna beni de inandirmisti. Demek ki insanlar zaman icinde degisiyor. Dunya degisiyor ve biz de ona ayni hizla ayak uyduruyoruz.

Kale’de calisiyorum o zaman, 2014 yazinin sonlari. Hem sirket icinde hem de sektorde benzer bir firmadan cok iyi iki teklif almisim. Turkiye’de kalsam onum cok acik, etrafimda dogru insanlar var. En azindan gelisimime ve sirkette yukselmeme destek oluyorlardi, kostek degil. Fakat bende acaip bir aidiyet problemi vardi o donemde. Yaptigim hersey yanlis geliyordu. Oturdugum masa rahatsiz, karsimda her sabah gunaydin dedigim adam yabanci, soludugum hava kirli, yaptigim is hic ama hic tatmin edici degildi.

O gun ogleden sonra Cihangir Yoga’nin bir ilanini gordum. Bunyelerinde calisacak bir pazarlama sorumlusu ariyorlardi. Icimde hem cicekler acmisti, hem de icimi cok karanlik bir korku sarmisti. Ayni korku Kanada’ya tasindigimda neredeyse ilk bir yil her uyandigimda yine oradaydi.

Bu degisiklik yapma korkusuydu. Hep duyuyorsunuz ya artik, bireysel gelisim dili hizla trend oldu dunyada, konfor alaninin disina cikmak, bu tam da onun korkusuydu. Yillarca kendimi tanimladigim sifatlar vardi. Ted mezunu, Okul birincisi, Cift Anadal ogrencisi, Mimar ve Peyzaj Mimari, caliskan, hanim, akilli Ayse… Simdi cok salakca bir secim yapip yillarin emegini cope mi atacakti. Bunlarin hepsi o karanlik korku bulutunu besleyen dusuncelerdi.

Bir ogleden sonra isten ciktim, arabayla evin onune geldim. Canim ne eve cikmak istiyor ne de bir karar vermek istiyor ama vermek zorundayim. Vakit gitgide daraliyor. Ya sirketteki yeni teklifi kabul edecegim, ya sirket degistirecegim, ya da Cihangir Yoga’nin teklifini kabul edecegim. Hepsinin kendi icinde avantajlari ve dezavantajlari var. HANGISI?!

Sonra nerden geldigini bile anlayamadigim bir aglama krizine girdim. O kadar tikanmis ki birseyler, beynim gozyaslarim bosalmadan bosalamadi. Yaklasik bir saat arabanin icinde, apartmanin onunde agladim. Yol ayriminda herhangi bir isaret olmadan dogru yone gitmek icin sessiz kalip, sezgimi dinlemem gerekiyordu. Yuzumu, gozumu silip eve ciktim.

Annem, konfor alanimin bastaci, aksam yemegimi hazirlamis, evi mis gibi temizlemis, aksam uzerinin sakinliginde beni bekliyordu. Suratimi gordu sanirim, pek lafi uzatmadan da dedi ki: “Sen bu yogaya gec cocugum, sen ordan geldiginde bir baska bakiyorsun.”

Gectim ben o yogaya, Eylul 2014’te Cihangir Yoga’da ise basladim. Her gunum canim Alev ve oradaki harika ekiple, Zeyneb’in muthis sahipleniciligi ve Chris’in hayatta hersey mumkun enerjisiyle geciyordu. Hergun guya ise gidiyor, ama hic ise gitmiyor, eve gidiyor gibi hissediyordum. Meger kendi icimdeki “ev” tanimina uyan bir duyguya dogru gidiyormusum. Hani aksam o “eve” ulasmak icin bir mucadeleye gireriz hepimiz. Sakin, dingin, bize ait, olumsuzluklardan uzak, arindirici, guclendirici, yenileyici…bunlara benzer hisler. Meger bu “is” dedigin seyin icinde de hissedilebiliyormus.

32 yasimda, Vancouver’da, 4 Nisan 2018 Carsamba ogleden sonrasinda, kendi hikayame baktigimda bu sekilde yorumluyorum. Ve biliyorum ki, ben dogru olani yapmisim. Orda aldigim karar, buraya geldigimde benim onumu acan, dogru insanlari bulmama yardimci olan en guclu sebep oldu.

Yoga seruvenim, Vancouver’da yoga hocasi olma surecimde neler yasadim hala yasiyorum bunlari ileriki zamanlarda yazacagim. Simdilik bir sonraki yazida bulusmak uzere.


Sevgiyle kalin,

Ayse

Bize dilediginiz zaman ulasabilirsiniz.

© 2023 by Train of Thoughts. Proudly created with Wix.com